Güney Çin Denizi’nde Kıyamet Senaryosu: Diplomatik Nezaket Bitti, Savaş Tamtamları Çalıyor
Güney Çin Denizi’nde sular, 2026’nın ilk günleriyle birlikte hiç olmadığı kadar ısındı. Artık mesele sadece tartışmalı resifler veya balıkçılık hakları değil; taraflar arasındaki diplomatik köprüler birer birer atılıyor. Çin ve Filipinler arasındaki gerilim, ‘gri bölge’ taktiklerinden doğrudan siyasi ve askeri meydan okumalara evrilirken, bölgedeki barış umutları yerini karanlık bir belirsizliğe bırakıyor.
Pekin ve Manila hattında yaşanan son gelişmeler, krizin geri dönülemez bir noktaya sürüklendiğini gösteriyor. Özellikle Filipinler Sahil Güvenlik Sözcüsü’nün Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i hedef alan karikatürize paylaşımları, Pekin tarafından ‘kırmızı çizginin aşılması’ ve ‘siyasi onura saldırı’ olarak nitelendirildi. Bu durum, sahadaki fiziksel çatışmaların artık en üst düzey diplomatik hakaretlerle birleştiği tehlikeli bir kokteyl yaratıyor.
Sabina ve Second Thomas Sığlıkları: Çatışmanın Sıfır Noktası
Sahadaki durum ise diplomatik arenadan çok daha vahim. 2025’in sonlarında Sabina Sığı (Sabina Shoal) çevresinde yoğunlaşan it dalaşları, 2026 başında yerini daha organize ve agresif askeri manevralara bıraktı. Çin’in bölgeye silahlı küçük botlar ve insansız hava araçları sevk etmesi, niyetinin sadece caydırıcılık olmadığını, sıcak çatışmaya hazırlık olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
- Second Thomas Sığı: Çin Sahil Güvenliği, Filipinler’in ikmal görevlerini engellemek için artık daha sert ve tehlikeli manevralar kullanıyor. Bölgedeki ‘BRP Sierra Madre’ gemisi etrafındaki abluka, her an patlamaya hazır bir bomba gibi.
- Sabina Sığı: Yeni bir kriz merkezi olarak öne çıkan bu bölge, Çin’in yapay ada inşa etme şüpheleri ve Filipinler’in buradaki varlığını koruma çabasıyla tam bir satranç tahtasına dönüştü.
- Silahlı Müdahale Riski: Çin gemilerinin Filipinli balıkçılara yönelik tacizleri, artık rutin bir hal aldı ve her olay, askeri bir karşılık verme riskini artırıyor.
ABD Faktörü ve Küresel Savaş Riski
Bu bölgesel gerilimin en korkutucu yanı, küresel bir savaşı tetikleme potansiyeli taşımasıdır. ABD’nin Filipinler ile olan Karşılıklı Savunma Anlaşması’na (MDT) olan ‘sarsılmaz’ bağlılığını yinelemesi, Washington’ı doğrudan Pekin’in karşısına dikiyor. Çin’in agresifleşen tutumu karşısında Manila’nın 2026 savunma bütçesini rekor seviyede artırması ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını tahkim etmesi, barışçıl bir çözüm ihtimalini neredeyse imkansız kılıyor.
Analistler, mevcut gidişatın ‘kazaen’ çıkacak bir çatışmadan ziyade, bilinçli bir tırmanışa işaret ettiği konusunda hemfikir. Diplomatik kanalların tıkanması ve askeri yığınağın artması, Güney Çin Denizi’ni 2026’nın en tehlikeli barut fıçısı haline getirdi. Görünen o ki, bölge halkları için huzurlu günler artık çok uzak bir hayalden ibaret.



Yorum gönder